M.DEMER'DEN "ALİBEYKÖY" MAÇ YORUMU..(12.02.'18)
Pazartesi, 12 Şubat 2018 22:30

Mehmet DEMİR Yazıyor....

KANATLAR ÇALIŞSA UCACAĞIZ

Tüm şehir seferber oldu, bir hafta Alibeyköy maçıyla yatıp kalktık. Sosyal medya resmen sallandı,
yönetim bilet fiyatlarını 3 TL’ye düşürdü, bayrak kampanyasıyla ana caddeler mavi-lacivert renklere büründü, Takım taraftarı tribünlere çağırdı, Dumlu yaklaşık 10 bin kişiyle doldu taştı.

Maçtan önce geçen sezon kapalı gişe oynadığımız Kocaelispor, Sancaktepe ve Altay maçlarını
yazmıştım. Bu üç karşılaşmada da öne geçmemize rağmen sahadan galibiyetle ayrılamamıştık. Dolu tribünler önündeki final maçlarında karabasan gibi üzerimize çöken bu şanssızlığımızı Alibeyköy maçında kıracağımızı ümit ediyor, bir taraftan da “acaba geçen sezon gibi olur mu?” diye endişelerimiz de yok değildi.

Maç dostane bir havada geçti, Alibeyköyspor dostça ağırlandı, dostça gönderildi. İlk maçta bize ev sahipliği yapan konuklarımıza biz de aynı şekilde karşılık verip centilmenlik adına güzel görüntüler sergiledik. Gurup Mavi Şimşek, maç öncesinde ve maç sonrasında Alibeyköyspor taraftarlarıyla yakından ilgilendi, yiyecek ikram edildi, çeşitli hediyeler verildi, hal - hatır soruldu. Hem dost bir camia, hem de bir puan kazandık !
Futbol sadece kazanılan ve kaybedilen puanlardan ibaret değil. Hassas bir dönemde olduğumuz şu günlerde ülkemizin her zamankinden fazla birlik beraberliğe ihtiyacı var. Emeği geçenleri tebrik ederim.

Alibeyköyspor, İstanbul Süper Amatördeki mücadelesinin ardından BAL’da mütevazi bütçesiyle ligde kalma mücadelesi vermeyi hesap ederken, Sinan Vardar gibi lobisi güçlü bir isimin maddi ve manevi destekleriyle şampiyonluğa oynuyor. Rakibimiz boş değil, çok da abartılacak kadar güçlü değiller. Sezon başından beri şampiyonluk yolunda hak ederek üst sıralarda yer aldılar. Yeni kurulmuş bir ekip, devre arasında yaptıkları takviyelerle iddialarını devam ettiriyorlar. Nereye kadar giderler belli değil !

Kütahya deplasmanına korkarak geldiler, bir puan için sahaya çıktılar, yattıkları yerden kalkmadılar, zamandan çaldılar, Futbolun içinde olan her türlü taktiği deneyip hedefledikleri bir puanın yanına avantajlarını da ekleyip İstanbul’a mutlu bir şekilde döndüler. Bu takım şampiyon olamaz, illaki bir
yerde takılacaklar. Tamamen fizik gücüne dayalı bir futbol sergilediler. Bu saatten sonra oynanan
futbolun da pek anlamı yok, futbol şansı her zaman yanlarında olmaz. Fikstürleri pek de kolay değil,
son 7 haftada alacakları mağlubiyetler ve beraberlikler hiç de sürpriz olmayacak.

Alibeyköy, Dumlu’dan istediğini alıp gitti, peki biz ne yaptık ? Kadro olarak da, futbol olarak da aslında
pek de bir şey yapmadık. Kurtuluş maçında kazanan oyuncular bu maçta kazanamadı. Kurtuluş maçında ilk on birde Vili oynadı, Ahmet ve Barış oyuna sonradan girdi, Alibeyköy maçında da Ahmet ilk on bir de başladı, Vili ve Barış oyuna sonradan girdi. Değişen ne ? kadro da oynanan futbol da hemen hemen aynıydı !

Gönül ister ki, 10 bin kişinin önünde ilk yarıda işi bitirelim Alibeyköyü evire çevire yenelim, şampiyonluk yolunda önemli bir avantaj yakalayalım. Taraftarlar hep ofansif futbolu severler. Sürekli saldıralım, sürekli pozisyona girelim, bol gol atalım takımı hep önde olsun ister, haklılar da futbolun seyir zevki bunu gerektirir. Teknik adamlar da ofansif futbol kadar defansı da düşünür, kendisini de takımını da ilk önce emniyete alır.

Gürkan Hoca beraberliğe razı defansif kadro ile sahaya çıktı diye eleştiriliyor. Kütahyaspor kamu görevi yapan bir dernektir. Başkanı, da hocası da, futbolcusu da eleştirilere açık olmak zorundadır. Eleştirin de dozunu kaçırmamak gerekir şahsım dahil olumlu ve yapıcı eleştirilere herkes açık olmalıdır.
Yönetimin sırf taraftar maça gelsin diye 3 TL’ye düşürdüğü bilete takla attırıp birden fazla kişi maça giriyorsa, bu tür fırsatçıların eleştiri hakkı yoktur. Ama en çok ses de taklacılardan, fırsatçılardan ve bu sezon ilk defa maça gelenlerden çıkıyor !

Vili, Kurtuluş maçında pek varlık gösteremedi, orta sahamız düştü. Ahmet oyuna girdi, oyuna denge geldi, üç puanla Kütahya’ya döndük. Zor maçlarda Ahmet, nispeten daha kolay geçmesi beklenen maçlarda Vili oynuyor. Hocanın takdiri bu yönde.
Ha kasap Ayvaz, ha Ayvaz kasap ! Kurtuluş maçı kadrosuyla Alibeyköy maçı kadrosu arasında pek değişiklik yoktu.

Gürkan Hoca, ikinci devrenin ilk maçı olan Bozüyük Vitra maçından beri kafasındaki bir sistemi oturtmaya çalışıyor. Erkul’un sol önde daha faydalı olduğunu düşünüyor. Barışı hamle oyuncusu olarak kullanıyor. Burak’ı oyundan alıp, Atalay’ı forvete çekiyor. Vili ile çift forvet oynuyor.
Hoca ne zaman Buğra- Atalay, Erkul- Barış dörtlüsünü bozduysa kanatlar çalışmadı. Kanatlar çalışmayınca pozisyon üretmek de zorluk yaşadık. Burak gibi klas bir golcümüz var, bu adamı kanatlardan beslemek lazım. Burak’ın yerine Atalay değil de Melih tercih edilse ofansif gücümüz daha da artar. Devre arası büyük umutlarla transfer ettiğimiz Tolga ve Melih’i 18’e almama gibi bir lüksümüz olamaz. Atalay ve Barış kanatlarda olmayınca takım ileri gidemiyor. Feyzullah takımın dengesini bozdu. Sorun orta sahada Ahmet’te değil, Feyzullah ne zaman sol bek oynasa takımın kimyası bozuluyor, kendi yarı sahamızda çakılıp kalıyoruz.

Dediğim gibi bu saatten sonra iyi futbolun da pek bir getirisi olmayacak, taraftar tabelaya bakar. Kazanan her zaman haklıdır, Hoca kazandığı sürece kimse sesini çıkarmaz ama puan kayıplarında adama sorarlar !

Kanatlar neden çalışmıyor ?

Feyzullah neden yedek başlamıyor ?

Burak’ın yerine neden Melih girmiyor ?

Vili neden oynamıyor ?

Tolga nerede ?

Sorarlar da sorarlar !

Tabi bunları sorarken de, soruların muhatabı olan Gürkan Hoca’nın takımının lider olduğunu unutmamak lazım. En kötü ihtimalle BAY olacağımız haftaya kadar olan üç hafta daha lideriz.

Saygı ve sevgilerimle.

 

ZİYARETÇİ SAYACI

BUGÜN79
DÜN1107
BU HAFTA2320
BU AY17334
TOPLAM3383069

jbc vcounter

Şu An Kaç Kişiyiz

Şu anda 42 ziyaretçi çevrimiçi
Powered by ArtTree

İletişim