M.DEMİR'DEN "KAYNAŞLI" YORUMU..(19.02.'18) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazartesi, 19 Şubat 2018 18:27

Mehmet DEMİR Yazıyor...

HEP BİRLİKTE BAŞARALIM

Maçtan bir gün önce oğlumla tatlı bir telaşa girdik, sanki ilk defa deplasmana gidecek gibi heyecanlıydık, deplasman yolculuğu insanı başka duygulara sevk ediyor. 
Sanki akrabalara bayram ziyareti gibi…
Uzun zamandır görmediğimiz sevdiğimiz insanlara koşar gibi… 
Biliyoruz orada bizi bekleyen sevdiklerimiz var, illaki gidilmesi lazım.

Sağ olsun Ali Osman Hoca davet etti, Gurup Mavi Şimşekle birlikte düştük yola.
Bir araçta Grup Turkuaz kaldırmış, sarmaş dolaş tüm taraftarlarımız Kaynaşlı’ya tarihi bir gün yaşattık. Kaynaşlı İlçe Stadı bildiğin halı saha gibi. Lavabo, büfe, bilet ve konfor arama gitsin.
Deplasman tribünü güvercin kümesi gibi derme çatma portatif bir yapıdan ibaret.
Bir kaç tane polis amca güvenliği sağlıyor, def’i hacetini arkadaki ağaçlık alanda gideriyorsun.
Birkaç seyyar satıcı gelirse simit ve ayran alabiliyorsun.

Bir görevli veya yetkili bulabilsem “neden böyle ?” diye sorasım geliyor.
Sonra bana “Amatörsün kardeşim bunu bulduğuna sevin, takımın üst liglerde oynarsa adam gibi statlarda maç seyredersin” diye cevap verir diye çekiniyorum !
Bizim Kütahya’da amatör maçların oynandığı statlar daha modern kıymetini bilelim.

Sonra kendime soruyorum…
Sahi biz neden Kütahyaspor’un maçlarını passolig kartıyla seyredemiyoruz ?
Bizim neyimiz eksik ?
Hangi cezanın kurbanıyız ?
Beynim yanıyor…

“Armanın peşindesin oğlum, al işte takımın resmen sokakta oynuyor, sende kaldırımda destekle”
züğürt tesellisiyle teselli ediyorum kendimi.
Kafamda deli sorularla tam maça konsantre olacağım, 6 metrelik tel örgülerin arkasından eğile büküle maçı takip ediyorum.

Futbolcu kardeşim; fizik kurallarını alt üst edip öyle bir vuruşu nasıl becerdin ?
Kaleciyle burun burunasın, topu 6 metrelik tel örgülerin üstünden aşırarak dağlara taşlara nasıl gönderiyorsun ? 
Deplasmandayız, zaten zor pozisyon üretiyoruz ! Bulduğunu affetmeyeceksin !

Rakibi son dakikalar da abluka altına almışız, ha attık, ha atacağız derken, rakibin tahriklerine kapılıp
kırmızı kartla oyundan atılmayacaksın !

Kaynaşlı deplasmanına umudumuzla, Alibeyköy travmasını atlatmanın hayalleriyle gittik.
Gürkan Hoca’ya hepimiz yüklendik. Daha ofansif oynayalım, daha çok pozisyon üretelim,
kaybetsek de üretken ve atak bir takım görmek istiyoruz diye eleştirilerimizi dile getirdik.
Gürkan Zora’nın kadro seçimindeki tercihlerini iyi niyetimle ben de eleştirdim.
Mustafa Reşit Akçay’ın konferansında karşılaştık, kendi doğrularını anlattı, o da beni eleştirdi. 
Gürkan Hoca dik bir adam, içinde ne varsa karnından konuşmadan adamın yüzüne yapıştırır. Düşündüklerini kapalı kapılar arkasında değil, her ortamda cesur bir şekilde söylüyor. Ben şahsen samimiyetine inanıyorum, futbol bilgisine ve en önemlisi Kütahyaspor’a olan sevdasına güveniyorum. Mücadele ediyor, zorluyor, en az bizler kadar o da istiyor şampiyonluğu, hatta geçici başarılar değil kalıcı eserler için kafa yoruyor.

Hoca’nın sahaya sürdüğü kadro ofansif bir kadroydu. Sol bekte Feyzullah’ın yerine Erkul, önünde Barış oynadı. Sağ tarafta Buğra ve Atalay ikilisi görev aldı. Orta sahada Ahmet ve Muzaffer ikilisi, forvette ise Vili ve Burak vardı. Kazanmak adına cesur bir seçimdi.

Zeminin sentetik olmasının verdiği avantajla Kaynaşlı ilk yarıda daha etkiliydi, adamlar gözleri kapalı paslaştılar.Murat, Doğancan, Nurettin ve Semih’le bizi çok zorladılar. Bahanemiz olamazdı, sentetik değil, beton saha olsa gene sahadan galip gelmesini bilmeliydik.

Bazen iş tamamen futbolculara kalır, golü hoca mı atacak, Başkan mı ? 
Ekstra işler yapıp, mağlubiyete ve beraberliğe razı olmayan bir tepki göstermek gerekir. 
Aynen maç esnasında Muhsin’in ve Erkul’un; maç sonunda da Buğra’nın yaptığı gibi refleks verip isyan etmek bağırmak çağırmak lazım.

En başta Hasan ve Muhsin olmak üzere futbolcularımızın hakemi de etki altına alması gerekir. 
İlk devre Cumali ve Azmi bu işleri çok iyi yapardı, hakemler “Cumali bey” diye hitap ederler kart göstermekten ve yanlış karar vermekten imtina ederlerdi.

Şampiyonluğa koşan takım, son haftalarda neden gitmiyor ?
Hocaya ve teknik heyete eleştiri oklarını saplarken, maaşlarını ve primlerini almışlar mı ? diye sormak lazım.

Futbolcular neden kalitesinin altında oynuyor ?
Futbolcu kardeşlerimizden sahada ekstra işler beklerken, maç başı ve primlerini almışlar mı ? diye sormak lazım.

Başkana da sormak lazım, futbolcuların ve teknik heyetin alacakları neden ödenemiyor ? diye.
“Başkan kendi cebinden ödesin kardeşim” demek kolaycılıktır. Başkanın maddi ve manevi yükünü el birliğiyle hafifletmemiz gerekir.

Suçlu aramak ve bombayı birinin kucağından alıp başkasının kucağına atmak bize fayda sağlamaz. Olan malzeme bu.
Durum tamamen duygusal…

Şampiyonluğu kim ne de kadar istiyorsa maddi - manevi desteklerimizi artırarak, Başkana, Teknik heyete ve futbolculara moral vermeliyiz.
Hep birlikte tüm şehir olarak bunu başarabiliriz. Kaybedilen hiçbir şey yok halen lider halen ligin zirvesindeyiz. 
Alibeyköy illaki kaybedecektir, yeter ki biz MÜCADELEMİZİ kaybetmeyelim.

Saygı ve sevgilerimle.

Pazartesi, 19 Şubat 2018 18:31 tarihinde güncellendi
 

ZİYARETÇİ SAYACI

BUGÜN561
DÜN986
BU HAFTA8044
BU AY21690
TOPLAM3387425

jbc vcounter

Şu An Kaç Kişiyiz

Şu anda 51 ziyaretçi çevrimiçi
Powered by ArtTree

İletişim